Öylesine Bir Şiir - Ayrılık

 

Buda lotus çiçeğine şöyle bir bakmış da kendinden geçmiş

Sen o muhteşem çiçeksin bense hayranlığa düşmüş derviş

 

Sarhoş olalım diye içkiye ne gerek, işte hayallerinle anladım

Muhammed’in kucağında uyuyan kediydim, eteğine ağladım

 

Davut’un ördüğü zırhtan farksızdı kalbim, kapalı ve soğuk

Sensiz akıp giden her anım ölesiye sıkıcı, karanlık ve boğuk

 

İnan ki seni senle seyretmek, sen olmanın en sevdiğim yanı

İsa’nın Lazarus’u dirilttiği gibi diriltsen ya bu tende bu canı

 

Öyle tatlı tatlı yakarsın içimi… Yanar tüterim, sönmem belki 

İbrahim’in ortasına daldığı ateş bunun ancak zahiridir sanki

 

Güzelliğin deli bir girdap, aklımı, bilincimi hepten alıp giden,

Hem Nuh’un gemisindeyim hem özümdü sulara kapılıp yiten

 

Her şeyden el etek çektirdin, dünyadayım ama kansız, cansız

Salih’in garip devesi olup çıktım, nehir kenarında savunmasız

 

Kalü beladan beri, kaç kere bedenden soyunup kıydım canlara

Musa’nın Rabbi’nin Nil’i boyadığından beter boyandım kanlara

 

Kıyıp da içinden çıkamadığım, gönüllü dolaşıp durduğum çölsün

İsmail'e inen çok boynunu alsın gelsin, kurbanlığı bende görsün

 

Yeter! Ciğerim yandı, ufalandım parçalandım, kaldı mı benliğim

Ali’nin Hayber’de kopardığı kapıyım, elini uzatsana ey sevdiğim

 

Binlerce yıllar geldi geçti, hâlâ bekletirsin, acı, merhamet et!

Eyüp’ün sabrı kararını bekleme, mezara sokacak beni bu dert

 

Sevdiğine bakarken dururmuş zaman, durulurmuş insanın zihni

Oysa tüm yüzlerin sahibi sensin, bilmem hangisine vurulayım ki

Yorumlar