Kalemden Damlayan Birkaç Şiir

                           --- Ben din ehlinin dikte ettiği Allah’ı sevmedim ---

 

Ben din ehlinin dikte ettiği Allah’ı sevmedim
Benim sevdiğim kaldırımı didikleyen narin kumru idi
Sıradan yaz günü, güneşimin parlak, sıcak ışığında
Ayağına cam batmasın istercesine dikkatle dolanan

 

Ben din ehlinin dikte ettiği Allah’ı sevmedim
Benim sevdiğim toprağıma tembelce uzanan kedi idi
Kafasını koymuş, öylesine huzurlu, sakin, rahat
Hayatın yükünü dert etmeye gerek yokçasına yatan

 

Ben din ehlinin dikte ettiği Allah’ı sevmedim
Benim sevdiğim dalımda şen şen ötüşen kuşlar idi
Avuç içi kadar tüy topakları, erişsen tutamazsın
Dünyayı dolduracak coşkuyu o bedencikte taşıyan

 

Ben din ehlinin dikte ettiği Allah’ı sevmedim
Benim sevdiğim coşkuyla yoluma koşan köpek idi
Görünce baştan ayağa neşeye bürünen ufaklık
Nasıl korusam derdine düşüp peşimi bırakmayan

 

Ben din ehlinin dikte ettiği Allah’ı sevmedim
Benim sevdiğim bahçemde ikamet eden ağaç idi
Dalı, yaprağı, meyvesiyle; sığındığım gölgesiyle
Kökleriyle kazandığı neyi varsa, çıkarsızca sunan

 

Ben din ehlinin dikte ettiği Allah’ı sevmedim
Benim sevdiğim aslında tüm kâinatın birliği idi
Bitkisiyle hayvanıyla, yeşili, sarısı, mavisiyle
Başını nereye çevirirsen çevir, gözüne takılan

 

Ben din ehlinin dikte ettiği Allah’ı sevmedim
Ayrılıp yukarı çıkmış, durmaksız emir yağdıran
Yarattığından kopuk, en büyük diktatörcesine
Sevgiden, merhametten uzak; sonsuz gururla kasılan    

                              

                                  --- Peygamberler ve Sen ---


Buda lotus çiçeğine şöyle bir bakmış da kendinden geçmiş
Sen o muhteşem çiçeksin bense hayranlığa düşmüş derviş

 

Sarhoş olalım diye içkiye ne gerek, işte hayallerinle anladım
Muhammed’in kucağında uyuyan kediydim, eteğine ağladım

 

Davut’un ördüğü zırhtan farksızdı kalbim, kapalı ve soğuk
Sensiz akıp giden her anım ölesiye sıkıcı, karanlık ve boğuk

 

İnan ki seni senle seyretmek, sen olmanın en sevdiğim yanı
İsa’nın Lazarus’u dirilttiği gibi diriltsen ya bu tende bu canı

 

Öyle tatlı tatlı yakarsın içimi… Yanar tüterim, sönmem belki 
İbrahim’in ortasına daldığı ateş bunun ancak zahiridir sanki

 

Güzelliğin deli bir girdap, aklımı, bilincimi hepten alıp giden,
Hem Nuh’un gemisindeyim hem özümdür sulara kapılıp yiten

 

Her şeyden el etek çektirdin, dünyadayım ama kansız, cansız
Salih’in garip devesi olup çıktım, nehir kenarında savunmasız

 

Kalü beladan beri, kaç kere bedenden soyunup kıydım canlara
Musa’nın Rabbi’nin Nil’i boyadığından beter boyandım kanlara

 

Kıyıp da içinden çıkamadığım, gönüllü dolaşıp durduğum çölsün
İsmail’e inen koç boynunu alsın gelsin, kurbanlığı bende görsün

 

Yeter! Ciğerim yandı, ufalandım parçalandım, kaldı mı benliğim
Ali’nin Hayber’de kopardığı kapıyım, elini uzatsana ey sevdiğim

 

Binlerce yıllar geldi geçti, hâlâ bekletirsin, acı, merhamet et!
Eyüp’ün sabrı kararını bekleme, mezara sokacak beni bu dert

 

Sevdiğine bakarken dururmuş zaman, durulurmuş insanın zihni
Oysa tüm yüzlerin sahibi sensin, bilmem hangisine vurulayım ki


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

13) Muhammed Peygamber Üzerine

2) İnsan Nedir Üzerine

14) Yaradan Allah Üzerine

10) Aşk Üzerine

Sıralı Tüm Bölümler ve Adresleri

5) İyilik – Kötülük İkilemi Üzerine

12) Haydar Ali ve Ali Makamı Üzerine

9) Ruhsal Güç ve Ruhsal Zayıflık Üzerine

11) Kutsallık Nedir ve Nerededir Üzerine

8) Ruh ve Soyut Değerler Üzerine